15 Haziran 2015 Pazartesi

RAMAZAN AYINDA BESLENME ÖNERİLERİ

RAMAZANDA BESLENME TÜYOLARI
Ramazan, bu yıl da yaz mevsiminin en sıcak aylarına denk geliyor. Oruç tutma sürelerinin uzaması, havaların daha çok ısınması, terle kaybedilen su ve mineral kayıplarının yerine konması ve sağlığın devamının sağlanabilmesi için Ramazan dönemine uygun beslenme tüyolarını öğrenin, rahat ve keyifli bir Ramazan geçirin.








Ramazan Döneminde Yapılan Hatalar:
Sahura kalkmamak, gece yatmadan önce yemek yemek: Gece yemek yedikten sonra sahura kalkmamak, 12-13 saatlik oruç süresini 17-18 saate çıkarmakta, bu da kişinin daha uzun süre aç kalmasına neden olmaktadır. Sahura kalkılmadığında; metabolizma ve vücut ısısı düşer, halsizlik görülür, baş ağrısı olur, yorgunluk artar ve dikkatte azalma yaşanır.
Sahurda yağlı veya şekerli yemekler yemek: Bunun sonucunda metabolizma hızı düşmekte, kilo alma riski artmakta, mide ve barsağa binen yük fazla olmaktadır. Gün içine kan şekerinin düşmesini engellemek ve mide boşalmasını geciktirmek için lifli ve proteinli besinler tüketilmelidir. Yiyecek tercihi olarak; çorba, az yağlı sebze yemekleri, zeytinyağlı yemekler, hafif kahvaltılıklar olabilir…
Yağlı ve tuzlu gıdaları tüketmek: Gün içinde su ihtiyacını arttıran ve susama isteğine neden olan bu gıdalar özellikle tansiyonun yükselmesine, ödeme neden olmaktadır. Bu nedenle; hamur işleri, kızartmalar, salamura ürünler (salam, sosis, sucuk, turşu vs.) ve yağlı besinlerden uzak durulmalıdır.
Yeterli sıvı almamak: 17-18 saat boyunca sıvı almamak ve terle su kaybının fazla olması; sindirimi yavaşlatır, kabızlığa, uyuklama ve halsizliğe neden olur, metabolizmayı yavaşlatır ve konsantrasyon güçsüzlüğüne neden olur.
İftarda çok hızlı yemek yemek: Uzun süreli açlıktan sonra vücuda bir anda besin alımı, kan şekerinde düzensizliklere  (reaktif hipoglisemi gibi) ve baş dönmesi, halsizlik, uyku haline neden olabilir. Bu nedenle iftar, hurma veya zeytin gibi kahvaltılıklarla açılmalı, ardından 1 kepçe çorba içilip 10 – 15 dakika beklenmelidir. Daha sonra hafif bir zeytinyağlı sebze, az yağlı et yemekleri gibi hafif yemeklerle devam edilmelidir.
Şerbetli veya ağır tatlılar tüketmek: Mideyi yormamak ve kilo kontrolünü sağlamak açısından iftardan 1,5-2 saat sonra sütlü (sütlaç, güllaç, muhallebi, dondurma vs.) veya meyveli tatlılar tercih edilmelidir.
* Yeterli ve dengeli beslenmenin ramazan ayında da sürdürülebilmesi için toplamda 2 ana (sahur ve iftar) öğün, 1-2 ara öğün şeklinde beslenilmelidir.
 Ramazan İçin Sağlıklı Beslenme Önerileri:
1) Yeterli ve dengeli beslenmeye ramazanda da devam edilmelidir. Unutulmamalıdır ki, kişilerin günlük besin öğeleri ihtiyaçları ramazan döneminde de temin edilmelidir.
2) Sahur ve iftar olmak üzere 2 ana öğün, iftardan yatana kadar 1-2 ara öğün yapılmalıdır.
3) Sahurda mutlaka uzun süre tok tutacak protein içerikli; süt, yoğurt, yumurta, peynir, kuru baklagil veya etli çorbalar tüketilmelidir. Buna ek olarak öğünde lif yönünden zengin tam buğday veya çavdar ekmeği, bulgur pilavı, esmer pirinç, tam buğday unundan yapılmış börek vs, sebze veya meyve bulunmalıdır.
4) İftara kahvaltılık veya çorbayla başlamak, daha sonra 10-15 dakika beklenip sebze veya hafif et yemekler, yoğurt/ ayran, salata, tam buğday/ çavdar ekmeği tüketilmelidir. Glisemik indeksi yüksek olan beyaz ekmek, pirinç pilavı ve gazlı içeceklerden uzak durulmalıdır.
5) İftardan sahura kadar yeterli miktarda sıvı alınmalıdır. Sıvı ihtiyacını karşılamak için; ayran, sade soda, az şekerli limonata, komposto, hoşaf da tüketilebilir. İftardan sahura kadar en az 8- 10 bardak su tüketilmelidir, çay, kahve tüketimi sınırlandırılmalıdır.
6) İftarda şerbetli, yağlı tatlılar yerine daha çok sütlü, meyveli tatlılar tüketilmelidir.
7) Yemekler 15- 20 dakikaya yayılıp tüketilmeli, yavaş ve iyice çiğnenerek yenmelidir.
8) İftardan sonra kısa mesafeli yürüyüşler sindirime yardımcı olduğu için önerilmektedir.
9) Kavurma, tütsüleme veya kızartma gibi pişirme yöntemlerinden her öğünde uzak durulmalıdır.
10) Beslenme düzenindeki değişikliğe bağlı olarak gelişebilen kabızlığı önlemek veya tedavi etmek için lif oranı yüksek gıdalar(sebze, meyve, kuru baklagiller, tam buğday/ çavdar ekmeği vs.), kuru meyveler, komposto veya hoşaf tüketilmelidir.
 Uygun Karbonhidrat Kaynakları:
- Tam buğday veya çavdar unundan yapılmış ekmek, makarna, erişte, yufka, galeta vs,
- Sebze veya salata,
- Lif içeriği yüksek meyveler,
- Az yağlı süt, yoğurt, kefir,
- Çorbalar.
 Uygun Protein Kaynakları:
- Az yağlı peynirler, yumurta,
- Az yağlı süt, yoğurt, kefir,
- Az yağlı kıymadan yapılan yemekler,
- Kuru baklagiller,
- Derisinden arındırılmış tavuk, balık, hindi.
 Uygun Yağ Kaynakları:
- Zeytinyağı, fındık yağı,
- Zeytin (tuzsuz),
- Ceviz, fındık, badem vs. (kavrulmamış)
Oruç tutmak için riskli olan gruplar: Kalp- damar hastaları, hipertansiyon hastası olup ilaç kullananlar, diyabetliler, hamileler, emziren anneler, böbrek yetmezliği hastaları, diyaliz hastaları, kanser tedavisi görenler, mide ve duodenum ülseri olan hastalar, psikiyatrik rahatsızlığı olanlar, çocuklar ve yaşlılar…
Herkese Hayırlı Ramazanlar Dileriz.

21 Mayıs 2015 Perşembe

22 MAYIS AVRUPA OBEZİTE GÜNÜ...OBEZİTE İLE MÜCADELE EDİYORUZ.

http://www.nutrasystem.com.tr/?title=obezite_(sismanlik)&m=Sayfalar&id=259&ek=30&m_id=260

Obezite (şişmanlık) günümüzde gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin en önemli sağlık sorunları arasında yer almaktadır. Obezite genel olarak bedenin yağ kütlesinin yağsız kütleye oranının aşırı artması sonucu boy uzunluğuna göre vücut ağırlığının arzu edilen düzeyin üstüne çıkmasıdır.

Bilindiği üzere beslenme; anne karnında başlayarak yaşamın sonlandığı ana kadar devam eden yaşamın vazgeçilmez bir ihtiyacıdır.


İnsanın büyümesi, gelişmesi, sağlıklı ve üretken olarak uzun süre yaşaması için gerekli olan besin öğelerini yeterli ve dengeli miktarda alıp vücutta kullanabilmesidir.

Karın doyurmak, açlığı bastırmak, canının çektiği şeyleri yemek veya içmek değildir.

Günlük yaşamda bireylerin (gebe, emzikli, bebek, okul çocuğu, genç, yaşlı, işçi, sporcu, kalp-damar, şeker, yüksek tansiyon hastalığı, solunum yolu bozuklukları vb.) yaşa, cinsiyete, yaptığı işe, genetik ve fizyolojik özelliklerine ve hastalık durumuna göre değişen günlük enerjiye ihtiyacı vardır.

Sağlıklı bir yaşam sürdürmek için, alınan enerji ile harcanan enerjinin dengede tutulması gerekmektedir.

Yetişkin erkeklerde vücut ağırlığının %15-18'i, kadınlarda ise %20-25'ini yağ dokusu oluşturmaktadır. Bu oranın erkeklerde %25, kadınlarda ise %30'un üstüne çıkması obeziteyi oluşturmaktadır.

Günlük alınan enejjinin harcanan enerjiden fazla olması durumunda, harcanamayan enerji vucutta yağ olarak depolanmakta ve obezite oluşumuna neden olmaktadır.

Buna paralel olarak, günümüz teknolojisindeki gelişmeler, yaşamı kolaylaştırmakla birlikte, günlük hareketleri önemli ölçüde sınırlamıştır.

Anlaşılacağı üzere obezite; besinlerle alınan enerjinin (kalori) harcanan enerjiden fazla olması ve fazla enerjinin vücutta yağ olarak depolanması (%20 veya daha fazla) sonucu ortaya çıkan, yaşam kalitesini ve süresini olumsuz yönde etkileyen bir hastalık olarak kabul edilmektedir.

19 Mayıs 2015 Salı

SPORCU BESLENMESİ

http://www.nutrasystem.com.tr/?title=spor_beslenme_programi&m=Sayfalar&id=184&ek=169&m_id=176

Sporcu beslenmesindeki amaç cinsiyet, yaş ve fiziksel çalışmaya göre, gereksinim duyulan bütün beslenme ögelerini ve harcanan enerjiyi yeterli oranlarda sağlamaktır. Her türlü idman, derecesi ve süresine göre enerji harcaması gerektirir.

Özellikle yarışlar ve müsabaka öncesi performansı oldukça artırabilecek bir şekilde özel diyetler uygulanıp, diğer zamanlarda ise antrenmanın türü ve süresine göre özel beslenme programı uygulanır. Amaç kas glikojen düzeyini en üst noktaya taşımaktır.
Diyetle yeterli karbonhidrat, esansiyel yağ asidi, protein, vitamin, mineral ve suyun tüketilmesi optimal fiziksel performans için yeterli ve gereklidir. Çünkü enerji oluşumu ile ilgili bu esansiyel besin ögelerinin yetersiz tüketimi egzersiz sırasında fizyolojik ve psikolojik fonksiyonları olumsuz yönde etkilemektedir. İyi beslenen sporcuların çeşitli esansiyel besin ögeleri ve ticari diyet suplementlerini kullanması gerekli değildir.
Sporcuların bu konuda en doğru şekilde yani; doktor ve diyetisyen danışmanlığında çalışmaları gereklidir.

17 Mayıs 2015 Pazar

YAZ AYLARINDA BESLENME

Yaz Aylarında Beslenme

Yaz aylarının başlaması ile artan hava sıcaklıkları birtakım sağlık sorunlarını da beraberinde getirmektedir. Sıcaklık ve nem artışına bağlı olarak vücut ısısı artmakta ve metabolizma bu yeni duruma uyum sağlamaya çalışmaktadır. Kalp debisinde düşme, doku ve organlarda oksijenlenmede azalma, kalp atım sayısı ve kan basıncındaki artış nedeniyle yaz aylarında özellikle yüksek tansiyon, kalp yetmezliği ve koroner kalp hastalıklarında artış gözlenmektedir. Ayrıca sıcaklıkların etkisiyle artan terle birlikte su ve mineral kaybı sonucu, bayılma hissi, bulantı, baş dönmesi gibi sağlık problemleri de görülebilmektedir. Yaz aylarında özellikle bebek ve çocuklarda ishal görülme sıklığı artmaktadır. Ayrıca sıcak havalarda besinlerin bozulma riski artmakta ve besin kaynaklı zehirlenmeler sık görülmektedir.


Yaz sıcaklığından en çok etkilenenler çocuklar, yaşlılar, hamileler, kalp ve şeker hastalığı olan bireylerdir. Yaz aylarında sıklıkla görülen sağlık problemlerinin azaltılmasında sağlıklı beslenme ve bu konuda toplumun bilinçlendirilmesi son derece önemlidir.

DAHA FAZLA BİLGİ İÇİN...
http://www.nutrasystem.com.tr/?title=yaz_aylarinda_beslenme&m=Sayfalar&id=239&ek=169&m_id=237

27 Nisan 2015 Pazartesi

NEDEN KURU BAKLAGİL TÜKETMELİYİZ?

  Kuru baklagiller, leguminous bitkilerinin olgunlaşmış tohumlarıdır. Bu bitki ailesinin havanın azotunu biriktirme özelliğine sahip olmasından dolayı toprağı azot yönünden zengindir. Bu nedenle en kaliteli bitkisel protein kaynaklarıdır. Leguminous bitki ailesinin genel 600, 1300 özel çeşidi vardır.
  İnsanlar tarafından en yaygın kullanılan kuru baklagiller; nohut, mercimek, kuru bakla, kuru fasulye, bezelye, börülce ve soya fasulyesidir. Türkiye’ de ortalama kişi başına günlük kuru baklagil tüketimi 31 g civarındadır. Kuru baklagiller Orta ve Güney Amerika’ da ve Güney Doğu Asya’ da daha yüksek düzeylerde tüketilirken Avrupa ülkelerinde tüketim düzeyi daha azdır.
 . Kuru baklagiller, olgunlaşmış tohumlar oldukları için esas bileşimleri karbonhidrat ve proteindir. Tanelerinin dış kısmında posa, iç kısmında ise nişasta bulunur. Bu özelliğinden dolayı bağırsakları çalıştırır, kabızlığı önler.
. Kuru baklagillerin içerdiği yağ özellikle çoklu doymamış yağ asitleri yönünden zengindir. En yağlı olanı ise soya fasulyesidir.  Çoklu doymamış yağ asitleri kalp damar hastalıklarını önlemede etkili olan yağ asitleridir.
. Yüksek protein içeren kuru baklagiller özellikle et veya yumurta tüketemeyen/ maddi durumu yetersiz olan kişiler için ideal besinlerdir. Özellikle çocuklar ve yaşlılar tarafından tüketimi de kolaydır. Ancak içerdikleri proteinin kalitesi düşük olduğu için (bitkisel protein kaynağı) mutlaka tahıllı besinler ile tüketilmesi önerilmektedir. Protein açısından en yüksek değere sahip olan kuru baklagil ise soya fasulyesidir. Ancak nohutun ve mercimeğin sindirimi daha kolaydır.
. Kuru baklagiller kalsiyum, çinko, magnezyum ve demir mineralleri yönünden ve B 12 vitamini dışındaki B vitaminleri ile E vitamininden zengindir. Bu özelliği nedeniyle sinir sistemi sağlığı, kemiklerin büyüme ve gelişmesi, yara iyileşmesi, çocuklarda büyüme ve gelişmenin desteklenmesi, kansızlığın önlenmesi gibi etkilere sahiptir.
. İçerdiği fitatların ve tanenlerden dolayı, kuru baklagillerin çinko, kalsiyum ve demirin kullanım oranını azaltabilmektedir.  Bu nedenle kuru baklagiller mutlaka C vitamini içeren besinler (çilek, maydanoz, patates, limon, kuşburnu vs.) ile beraber tüketilmelidir. Ayrıca ıslatma suyunun dökülmesi, pişirme suyunun tüketilmesi de etkili olmaktadır.
. Posa içeriğinden dolayı gaz yapıcı özellik gösterebilmektedir. Bu yüzden bağırsak hassasiyeti olan kişilerin ıslatma suyuna 1 çay kaşığı karbonat atmaları önerilir.
. Kuru baklagiller özellikle soya fasulyesi flavonoidler  grubunun alt birimi olan izoflavonları içerir. Bu bileşiklerin kanser ve kalp hastalıklarından koruyucu oldukları bilinmektedir.
. Kuru baklagiller posa, protein, demir, çinko, B vitaminleri (B12 hariç), kalsiyum, çinko yönünden zengin, yağ içeriği yönünden fakirdir. Bu özellikler kuru baklagilleri harika bir besin yapmaktadır. Her yaşta kişinin tüketebileceği kuru baklagiller haftada en az 2, 3 kere tüketilmelidir. Kuru baklagiller hem kilo vermede etkili hem de kilo korunumunda etkilidir.
. Posa içeriğinden dolayı düşük glisemik indeksli besinlerdir. Bu nedenle şeker hastaları için alternatif besinlerdir. Ayrıca yine posa içeriğinden dolayı kolesterolün emilimini azaltarak kalp-damar hastalıklarını önlerler.

26 Nisan 2015 Pazar

KOLESTROL VE BESLENME

http://www.nutrasystem.com.tr/?title=kolestrol_ve_beslenme&m=Sayfalar&id=198&ek=169&m_id=196

Kolestrol ve Beslenme

Kolesterol yağa benzeyen fakat tamamen yağ olmayan bir maddedir. Yapısı ve organizmada ki görevleri yağlardan farklıdır. Kolesterol bazı hormonlar ve tüm hücrelerin yapısında bulunur. Ayrıca yağların emilimini sağlayan safranın bileşiminde yer alır. Ancak kanda kolesterol düzeyinin artması kalp hastalıkları ile ilişkilidir.
 
HDL Kolesterol: Yüksek Dansiteli Lipoprotein anlamına gelir. İYİ Kolesterol ‘dür. Damarları süpürge gibi temizler. Yükseltmek için en iyi yol sigara içmemek ve egzersiz yapmaktır.
 
LDL Kolesterol: Düşük Dansiteli Kolesterol anlamına gelir. KÖTÜ Kolesteroldür damarlarda birikerek tıkanma riskini arttırır.

 
 Kan kolesterolünüzü düşürmek için
 
Diyetinizde aldığınız yağ miktarını azaltın 
Doymuş yağlar yerine doymamış yağlar tercih edin
Kolesterolden düşük beslenme şeklini seçin 
Daha fazla posa tüketin
Vücut ağırlığınızı koruyun veya fazla  kilolu  iseniz düzeltin
Fiziksel aktivite yapmaya özen gösterin
 
Kolesterol düşürücü özelliği bulunan 
 
Sıvı yağları (özellikle zeytinyağı)
Kepekli undan yapılan ekmeği, tam tahıllı ekmeği, bulguru, makarna gibi tahıl ürünlerini
Meyve ve sebzeleri
Kuru baklagilleri
Soya ve soya ürünlerini ARTTIRIN
 
Kolesterolü yükselten
 Katı yağlar
Yağlı veya yağda kızartılmış etler
Şarküteri ürünleri
Kremalı pastalar, kurabiyeler ve keklerİ 
Yağlı peynir, yoğurt ve sütü AZALTIN    
Kiloya bağlı kolesterol artışlarında diyetisyen eşliğinde bir beslenme programı uygulanması en doğrusu olur.

9 Nisan 2015 Perşembe

SPORCU BESLENMESİ

http://www.nutrasystem.com.tr/?title=spor_beslenme_programi&m=Sayfalar&id=184&ek=169&m_id=176

Sporcu beslenmesindeki amaç cinsiyet, yaş ve fiziksel çalışmaya göre, gereksinim duyulan bütün beslenme ögelerini ve harcanan enerjiyi yeterli oranlarda sağlamaktır. Her türlü idman, derecesi ve süresine göre enerji harcaması gerektirir.


Özellikle yarışlar ve müsabaka öncesi performansı oldukça artırabilecek bir şekilde özel diyetler uygulanıp, diğer zamanlarda ise antrenmanın türü ve süresine göre özel beslenme programı uygulanır. Amaç kas glikojen düzeyini en üst noktaya taşımaktır.
Diyetle yeterli karbonhidrat, esansiyel yağ asidi, protein, vitamin, mineral ve suyun tüketilmesi optimal fiziksel performans için yeterli ve gereklidir. Çünkü enerji oluşumu ile ilgili bu esansiyel besin ögelerinin yetersiz tüketimi egzersiz sırasında fizyolojik ve psikolojik fonksiyonları olumsuz yönde etkilemektedir. İyi beslenen sporcuların çeşitli esansiyel besin ögeleri ve ticari diyet suplementlerini kullanması gerekli değildir.
Sporcuların bu konuda en doğru şekilde yani; doktor ve diyetisyen danışmanlığında çalışmaları gereklidir.