22 Temmuz 2014 Salı

BAYRAMDA FAYDA YARATACAK ÖNERİLER !

http://nutrasystempoliklinik.wordpress.com/

Ziyaretlere yürüyerek gidebilir, asansör yerine merdiven kullanabilirsiniz. Şerbetli tatlılardan vazgeçemiyorsanız, bayram süresince mümkün olduğu kadar arzuladığınız miktarın yarısını yerseniz ve izleyen öğünde de sebze ağırlıklı beslenirseniz, daha az kalori almış olursunuz. İleride bu fazlalığı eritmek de daha kolay olacaktır. Bayram ile birlikte yeniden tüketilmeye başlanılan alkol miktarında dikkatli olmak, karaciğer sağlığı için önemlidir. Bayram sofrasında tüm yemek çeşitlerinden atıştırmak yerine, tabağa alıp onları bitirmeye çalışmak, ne miktar yendiğini görmeye yarar. Böyle yaparak, midenin yanında gözün doymasını da sağlamış olur. Bayram nedeniyle, çay, kahve, soda, meşrubat gibi normal günden fazla tüketilen sıvıların yanında, su tüketimini dengelemeyi hatırlamak da faydalı olacaktır.

SEVDİKLERİNİZLE KUCAKLAŞTIĞINIZ, MUTLULUKLARI PAYLAŞTIĞINIZ GÜZEL BİR BAYRAM DİLEĞİYLE... RAMAZAN BAYRAMINIZI KUTLARIZ.

Ramazan Ayı Sonrasında Fiziksel Aktivite

Ramazan Ayı Sonrasında Fiziksel Aktivite

Ramazan ayı boyunca beslenme düzeni ile birlikte bireylerin fiziksel aktivite düzenleri de değişmektedir. Oruç tutan bireyler, fazla enerji harcamamak ve iftar vaktinden önce acıkmamak için daha önce uyguladıkları egzersiz programlarını bırakmaktadırlar. Bu durum ise gereğinden fazla beslenen ancak hareketsiz kalan bireylerde kilo artışına neden olabilmektedir.
Ramazan ayı boyunca yavaşlayan metabolizmanın tekrar düzelebilmesi, vücut ağırlığının dengede tutulabilmesi için bayramdan sonra yeterli ve dengeli beslenme, öğün atlamama, bol su içme vb. sağlıklı beslenme ilkelerine uymanın yanısıra düzenli fiziksel aktivite yapmaya da özen gösterilmelidir.
Fiziksel aktivite; günlük yaşam içerisinde kas ve eklemleri kullanarak enerji tüketimine sebep olan, kalp ve solunum hızını arttıran ve yorgunlukla sonuçlanan aktivitedir. Yürüme, koşma, sıçrama, yüzme, bisiklete binme, çömelme kalkma, kol ve bacak hareketleri, baş ve gövde hareketleri vb. temel vücut hareketlerinin tümünü yada bir kısmını içeren çeşitli spor dalları fiziksel aktivite olarak kabul edilir.
Düzenli fiziksel aktivite;

Kas gücünü ve vücut esnekliğini artırır.
Kalp damar sistemini güçlendirerek dayanıklılığı arttırır.
Düzenli egzersizle kişi gerilimini azaltabilir, günlük baskılardan uzaklaşabilir ve zihnini zinde tutabilir.
İdeal vücut ağırlığına ulaşmayı ve yağ dokusunda azalmayı sağlar.
Daha iyi motor koordinasyon sağlar.
Çevikliği artırır.
Yüksek kan basıncı (hipertansiyon), kalp-damar hastalıkları, şişmanlık (obezite), şeker hastalığı (diabet), kemik erimesi (osteoporoz), depresyon, bel ağrısı, kireçlenme (artrit) gibi birçok hastalıktan korur ya da var olanların şiddetinin azalmasına neden olur.
Egzersiz yapmak için imkân olmadığı düşünüldüğünde, gün içindeki mecburi hareketler egzersize dönüştürülebilir.

Özel araç yerine toplu taşıma araçlarını tercih etmek,
Gidilecek yere varmadan bir kaç durak önce inip yola yürüyerek devam etmek,
Hekim tarafından yasaklanmadığı takdirde asansöre binmek yerine merdivenleri kullanmak,
Hızlı yürüyüşle alışveriş yapmak hafif bir egzersiz yerine geçebilir.
Belirli bir program dahilinde ve profesyonel yardım almadan yapılacak egzersizlerde bilinmesi gereken bazı kurallar aşağıda sıralanmıştır:

Daha önce hiç egzersiz yapmamış olanlar egzersize gün aşırı 10 dakika gibi sürelerle başlamalı ve bunu zaman içinde en az 30 dakika olacak şekilde arttırmalıdırlar.
Egzersiz öncesinde yumuşak ve yavaş hareketlerle gererek kaslar ısıtılmalıdır.
Ani hareketler ve aşırı yüklenme özellikle daha önceden alışık olmayan bireylerde spor yaralanmalarına neden olabilir.
Bilinen bir kronik hastalığı olanlar, egzersiz programlarına başlamadan önce kendilerini izlemekte olan hekime başvurmalıdırlar.
Egzersizle birlikte gelen şiddetli göğüs ağrısı ve nefes darlığının bir kalp hastalığının belirtisi olabileceği bilinmelidir.
Açık havada yapılacak sporlar için hava kirliliğinin yoğun olmadığı ortamları seçmek dikkat edilmesi gereken bir diğer önemli noktadır.
Bilinçsizce yapılan aşırı egzersiz sağlık için hareketsizlik kadar zararlıdır.
Bireysel sağlığın ve dolayısıyla toplumsal sağlığın, fiziksel aktivite alışkanlığı gibi eğlenceli, düşük maliyetli ve yüksek verimli bir edinimle korunması, sağlık harcamalarının azaltılması konusunda da etkili bir araçtır. Örneğin, sürekli masa başında, bilgisayar karşısında çalışan bir kişinin vücut düzgünlüğünün farkında olmaması, ergonomik şartlarda çalışmaması, bilgisayar karşısında hiç ara vermeden sürekli çalışması, çalışmasına düzenli sürelerle ara vererek baş-boyun, omuz-kol ve gövde hareketleri yapmaması, ara sıra kalkıp yürümemesi vb. nedenlerden kaynaklanacak omurga problemleri, zamanla sırt, boyun ve bel ağrısı yakınmalarına dönüşecektir. Burada ortaya çıkan maliyete bir göz atacak olursak;
muayene için alınan izin ve bu süre boyunca ortaya çıkan iş gücü kaybı,
muayene ücretleri,
gerekli röntgen, MRI , vb. tetkikler,
tedavi giderleri (ilaç, korse, fizik tedavi, vb.)
sevk kağıdı, reçete, tetkik kağıdı, rapor, vb. evrak ve kağıt israfı,
sağlık hizmetlerinin her kademesinde çalışan eleman giderleri (doktor, hemşire, eczacı, fizyoterapist, hasta bakıcı, vb.)
işe dönüşten sonra verimi düşük çalışma,
stres, hastalık psikolojisi, ağrıya bağlı depresyon ve anksiyetenin uzun dönem etkilerini görebiliriz.
 Oysa yapılacak bir mesai planlamasıyla her gün en az 30 dakikayı egzersize ayırarak yukarıda sözü edilen problemleri önlememiz mümkün olabilecektir.

17 Temmuz 2014 Perşembe

Ameliyatsız İple Yüz ve Boyun Germe (İple Yüz ve Boyun Asma)


Son zamanlarda uygulanmaya başlanan; Ameliyatsız iple yüz ve boyun germe uygulaması ameliyatsız askı yöntemi olarak tanımlanabilmekte olup, tüm dünya'da uygulama sıklığı giderek artmaktadır. Ameliyatsız iple yüz ve boyun germe uygulamasında çok ince iğneler içine yerleştirilmiş PDO (polydioxanone) isimli vücutta eriyebilen ameliyat ipine benzer yapıdaki iplikler kullanılır; kırışıklık ve sarkma olan cilt bölgelerinde, bu ipler iğneler vasıtasıyla cilt altına yerleştirilir. Cilt altına yerleştirilen bu iplikler herhangi bir yan etkiye sebep vermeden, uygulanan bölgede mikro kan dolaşımı arttırır, tamir mekanizmaları harekete geçer ve kollagen üretim uyarısı olur. Aynı yöntem ile kaşlar da istenilen ölçüde kaldırılabilir, uygun hastalarda boyun derisinin gerdirilmesi de yapılabilir. 
Bu yöntemin hiçbir zaman bir yüz germe operasyonuna alternatif olmadığını belirtmek gerekir. Cildinde çok fazla sarkma olan vakalarda uygulanamaz, bu hastalarda cerrahi yöntemle yüz germe ameliyatının uygulanması gerekir.
Ameliyatsız İple Yüz- Boyun Germe, Kaş Kaldırma Kimlere Uygulanabilir?
35-50 yaş arasında olan,özelikle orta yüz bölgesinde sarkma ve buna bağlı olarak burun-dudak kıvrımında derinleşme, göz altı bölgesinde çukurlaşma, yanakta çökme, kaşlarda düşme ve alt  çene bölgesinde sarkmaları olan, cilt dokusu çıkarılmasına fazla ihtiyacı olmayan, cerrahi yüz germe operasyonu istemeyen, yapılacak işlemden beklentileri gerçekçi olan kişilere uygulanabilir.
Kullanım Alanları
- Nasolabiel Fold
- Çene Çizgisi
- Kaş Kaldırma
- Gözaltı Torbaları
- Çene Altı 
- Kazayakları
- İndian Fold
- Alın ve Boyundaki Derin Kırışıklıklar
Ameliyatsız İple Yüz- Boyun Germe, Kaş Kaldırma Avantajları Nelerdir?
-  Çok kısa bir süre içinde yüz germe uygulaması
-  İpler kendiliğinden çözümlene bilir ve zararsızdır.
-  Kolajen (büyüme faktörü içeriyor) üretimini aktive eder.
-  İnce kırışıklıkları giderir.
-  Basit ve güvenlidir.
-  Anında iyileşme sağlanır.
-  Lokal anestezi altında uygulanır.
-  İz bırakmaz.
-  İstenirse uygulama tekrarlana bilir.

1 Temmuz 2014 Salı

AŞIRI TERLEME

Aşırı terleme sosyal ve özel yaşamı olumsuz etkileyerek psikolojik sorunlara ve özgüven eksikliğine neden olabiliyor. Peki, bunu önlemek için ne yapmak gerekiyor?

Terleme neden olur?
Terleme doğal bir olaydır. Herkes terler. Terleme vücut ısımızı normalde tutmak için gereklidir. Örneğin sıcak havalarda ya da stres ve utanma gibi psikolojik faktörlere bağlı, ateşli hastalıklarda vücut ısımız artar. Beynimiz bu artan vücut ısısını normale getirmek için bazı sinyaller göndererek ter bezlerinin çalışmasına yol açar. Bu durum vücut ısısında azalmaya neden olur ve böylece doğal denge sağlanır.

 Ne zaman aşırı terleme olarak tanımlanır?
Terleme bazı durumlarda normalden daha fazla olur ve kişinin hayatını olumsuz etkiler. Terleme kişinin kıyafetlerinde bozulmaya yol açar. Vücutta kötü bir koku oluşmasına neden olur. Tüm bu sorunlar kişinin sosyal hayatını ve özel hayatını etkiler. İşte bu durumda aşırı terlemeden bahsedebiliriz. Örneğin avuç içi terlemelerinde kişi eliyle herhangi bir şey tutamaz, kimseyle tokalaşamaz, sürekli elerini saklama ihtiyacı duyar.

Aşırı terlemenin sebepleri nelerdir?
Terleme iki şekilde ortaya çıkar. Birincil (esansiyel) terleme; psikolojik faktörler, stres,  utanma, heyecan gibi duygusal değişikliklerde oluşan aşırı terleme durumu. Diğeri İkincil (sekonder) terleme; altta yatan bazı hastalıklar (tiroid hastalıkları, menopoz dönemi, yüksek tansiyon, nörolojik bazı hst..), ilaçlar, Alkol, kafein gibi maddelere bağlı ortaya çıkan aşırı terleme durumu. Biz burada herhangi bir hastalığa bağlı olmayan aşırı terleme rahatsızlığından bahsediyoruz.

Aşırı terleme bazı cilt hastalıklarına neden olur mu?
Aşırı terlemenin olduğu alanlarda mantar hastalıkları görülebilir. Mantar etkenleri nemli ortamları severler. Cildin bu bölgelerinde kötü kokulu mantar infeksiyonlarına neden olabilirler.
Bazı bakteriler terli ortamlarda daha fazla ürerler ve bu durumda bakteriyel infeksiyon oluşuma neden olabilirler. Bu durumda bazen akıntılı ve kötü kokulu, hatta terin renklenmesine yol açan problemler oluşturabilirler.Aşırı terleme terin ciltte oluşturduğu tahrişe bağlı ekzemalara da neden olmaktadır. Ekzemalar ciltte kızarıklık ve bazen pullanma şeklinde ortaya çıkar, çok kaşıntılı olabilir, kişinin sosyal hayatını olumsuz etkileyebilir.

Aşırı terlemenin daha sık görüldüğü yaş aralığı var mıdır? 
Aşırı terleme en çok 18-25 yaş arasında görülmektedir. Yapılan çalışmalarda aşırı terleme toplumda %5 oranında görüldüğü saptanmıştır. Aşırı terleme sorunu artan yaşla birlikte azalabilir. Ancak ileri yaşlarda da aşırı terleme sorunu görülebilir.

Aşırı terleme vücudun hangi bölgelerinde daha çok görülür?
 Normal koşullarda cildimizde her yer terlemektedir. Ancak aşırı terleme olarak tabir edilen durumlarda özellikle en çok yüz, koltukaltı, avuç içi ve ayak tabanlarında görülür. Bu bölgeler ter bezlerinin en yoğun olduğu bölgelerdir. Beyinden gelen sinyallere daha duyarlıdırlar.


Aşırı terleme nasıl tedavi edilir? 
Aşırı terleme tedavisinde ilk tercih edilecek yöntem terlemeyi önleyici krem, deodorant ve solüsyonların kullanımı olmalıdır. Ancak bu yöntemlerin sürekli ve uzun süreli kullanımı gereklidir ve etkileri çoğu zaman yetersizdir.
Aşırı terleme tedavisinde iyontoforez yöntemi kullanılabilir. Elektrik akımı yoluyla terlemeyi önleyen bir metoddur. Özel bir cihaz ile iyontoforez uygulanmaktadır. Ancak koltukaltı terlemelerinde uygulanamaz.

Aşırı terleme tedavisinde en etkin tedavilerden biri botoks injeksiyonlarıdır. Özellikle yüz, koltukaltı ve avuç içi bölgelerinde tek seans ile terleme tamamen kaybolur. Botoksun etkisi 6-8 ay kadar sürmektedir. Botoks işlemi 15-30 dakikada uygulanmaktadır, herhangi bir anestezi gerektirmez. Tedavinin yan etkisi yoktur. Botoks işlemi yapıldıktan sonra 4-7 gün içinde terlemede yavaşlama olur. İşlemden on gün sonra terleme tamamen azalır. Hasta için oldukça konforlu bir işlemdir. 

Aşırı terleme tedavisinde cerrahi operasyonlar da uygulanmaktadır. Terleme bölgesindeki ter bezlerinin çıkarılması ya da terlemeye neden olan sinirlerin bloke edilmesi yoluyla terleme tedavi edilir.

Aşırı terlemenin önlenmesi vücudu olumsuz etkiler mi?
Terlemenin esas amacı vücut ısısının düzenlenmesidir. Bu amaçla tüm vücut yüzeyi terler. Ancak koltuk altları ve kasıklarda yer alan ter bezleri ergenlik sonrası faaliyete geçen ve daha çok hormonal sebeplerle koku salgılayan bezlerdir. Bu kokular hayvanlarda karşı cinsi cezbetmek için kullanılır. Ancak insanlarda bu tür kokular çekici değil, itici olarak kabul ediliyor. Dolayısıyla bu ter bezlerinin çalışmaz hale getirilmesi vücudun ısı ayarını etkilemez ve herhangi bir sağlık sorununa neden olmaz.

25 Haziran 2014 Çarşamba

GÜNEŞ IŞINLARI VE KORUNMA YOLLARI

Güneş ışınları içinde en önemlisi UV-A ve UV-B'dir. Her iki UV dalgası da kansere neden olurken, UV-A ozon tabakası tarafından emilmez, derinin derinliklerine kadar ilerler ve erken yaşlanmaya, bağışıklama sisteminin baskılanmasına neden olur. UV-B kısmen ozon tabakasıtarafından emilir, deride bronzlaşmaya ve güneş yanıklarına neden olur. UV-B ışınlarının gözde katarakt oluşumu ve deri kanseri ile ilişkisi saptanmıştır. Deri kanserinin oluşumunda hem UV-A hem de UV-B sorumlu olduğundan her iki ışın türünden de korunmak gerekmektedir.
Çocuklar ve adolesanların erişkinlere oranla, dışarıda kalma süreleri daha uzun olduğundan güneş ışınlarına maruz kalmak için daha fazla zamanları olmaktadır. Yaşam boyunca maruz kaldığımız UV ışınlarının %50'sinden daha fazlasını çocukluk ve ergenlik döneminde almış oluruz. Bu nedenle güneş ışınlarından korunmada, çocukluk ve ergenlik dönemi daha bir önem kazanmaktadır.Deri kanseri oluşumunda güneş ışınları kadar solar banyolar ve bronzlaştırıcı yataklar da önem taşır.

GÜNEŞ IŞINLARINDAN KORUNMA YOLLARI
Güneş ışınlarının etkili olduğu 10:00-16:00 saatleri arasında, özellikle de güneşin en zararlı olduğu 11:00-13:00 saatleri arasında güneşe çıkılmaması gerekir.
Güneş ışınlarının geçirgenliğini en aza indiren giysilerin tercih edilmesi gerekmektedir.
Sık dokunmuş kumaşlar, gerçek koton ve likra, koyu renkli giysiler güneş ışınlarını daha az geçirler. Islak ve streç kumaşlar geçirgenliği artırır. Bu nedenle kuru ve bol giysiler tercih edilmelidir.
Güneş için kullanılacak şapkaların da belirgin özellikleri bulunmalıdır; geniş kenarlı veya en ideali kulakları ve enseyi kapatacak şekilde kumaş içeren Lejyoner şapkası uygun olabilir. Bu tür şapkalar ile kulaklar, yanaklar, burun ve ense zararlı güneş ışınlarından korunmuş olur.
Güneş gözlükleri hem gözleri hem de çevresindeki deriyi güneşin UV ışınlarının zararından ve cilt kanserinden korur. Kullanılacak olan güneş gözlükleri % 99 oranında UV-A ve UV-B filtresi içermelidir. Kullanılan gözlüğün camları üzerine kaplanan kimyasal madde ile camların renk ve koyuluğuna bakılmaksızın koruma mekanizması geliştirilmiş olur. Kullanılan uygun gözlük camları ile gözler %80 oranında güneşin zararlı etkilerinden korunur. Yüz bölgesi; gözlükle birlikte yukarıda tarif edilen şapkalarla %65 oranında UV ışınlarından korunmuş olur.
Ağaç ve gölgelikler doğrudan UV ışınlarından korunmakta önemlidir; ancak UV ışınlarından tam korunma sadece doğrudan gelen değil, hem doğrudan hem de dolaylı (kum ve betondan yansıyan) ışınlardan korunma ile olur.
Güneş koruyucu kremlerin kullanılması bir korunma yöntemidir ve son yıllarda oldukça yaygın olarak uygulanmaktadır; ancak bunların da kullanma özellikleri vardır ve mutlaka diğer korunma yöntemleri ile birlikte uygulanmalıdır. Sadece güneş kremi kullanarak, başka bir önlem almadan uzun süre güneşte kalmak son derece zararlıdır.
GÜNEŞ KREMLERİNİN KULLANMA ÖZELLİKLERİ
Güneş kremleri güneşe çıkmadan 30dk önce vücuda sürülmeli ve iyice kuruması beklenmelidir. Böylece terleme ile kayıplar oldukça azalır.
Suya girip çıktıktan sonra, aşırı terleme ve havlu ile kurulandıktan sonra güneş kremi yeniden uygulanmalıdır.
Açık havada çalışıyor veya güneşte oyun oynuyorsanız güneş kremini mutlaka uygulayınız ve diğer koruyucu önlemleri de mutlaka uygulayınız (şapka , koruyucu giyisiler giymek gibi).
Güneş kremlerini kullanmadan önce iyici çalkalayarak karışmasını sağlayınız, daha çok sprey veya stik şeklindeki biçimleri tercih ediniz.
Yeterli miktarda güneş kremi sürdüğünüze emin olunuz.
Güneş kremini vücudunuzun her yerine eşit olarak, kalın bir tabaka halinde uygulayınız.
Özellikle kulaklar, ense, omuzlar, sırt bölgesi, diz kapaklarının arkası ve bacaklar unutulmamalıdır.
Göz çevresine uygulanırken göze temastan özellikle kaçınınız.
GÜNEŞ KREMİ SATIN ALIRKEN NELERE DİKKAT EDİLMELİDİR
Geniş kapsamlı, hem UV-A hem de UV-B koruyuculuğunu içeren ve en az 15 koruma faktörü ihtiva eden ürünleri kullanınız
Ürün etiketini dikkatlice okuyunuz, eğer suya girilecek ve aşırı terlenecekse suya dayanıklı bir ürün şeçiniz.
Para-amino benzoik aside (PABA) duyarlılığınız var ise bu maddeyi içeren ürünü satın almayınız.
Tüm güneş kremlerinin içerdiği kimyasallar aynı olmadığı için, sizde allerjiye neden olan ürün yerine içeriği farklı olan bir başka ürünü deneyiniz, güneş kremi kullanmayı allerji nedeni ile bırakmayınız.
Yüzünüz için; özellikle yüz için üretilmiş formülleri veya hiç yakmayan formülleri kullanınız.
Deriniz yağlı özellikte ise veya akneye (sivilce) eğiliminiz varsa su-bazlı formülleri tercih ediniz.
Daha pahalı olmasının daha etkili olacağı anlamına gelmediğini unutmayınız, tanınmış ve pahalı bir marka güzel görünebilir ve/veya güzel kokabilir; ancak ucuz bir üründen daha iyi koruyuculuk sağlayacağı düşünülmemelidir.
Ürünün son kullanma tarihine dikkat ediniz; çünkü kullanma tarihi geçmiş ürünlerin etkinliği azalmaktadır. 

24 Haziran 2014 Salı

YAZ GELDİ...YOLCULUK DÖNEMİ BAŞLADI. (BESLENME ÖNERİLERİ)

YOLCULUK ESNASINDA SAĞLIKLI BESLENME ÖNERİLERİ

  1. Uzun yol seyahatlerinde sürücülerin kesinlikle uykusuz yola çıkmamaları ve sık sık mola vererek dinlenmeleri önemlidir.
  2. Mola verilen zamanlarda mutlaka kısa yürüyüşler yapılmalı ve hareketlilik sağlanmalıdır. Özellikle uzun uçak yolculuklarında ara sıra ayağa kalkıp dolaşılması, yolculuk sırasında çeşitli el, boyun ve ayak hareketlerinin yapılması önemlidir.
  3. Sürücüler uzun süre aç kalmaları durumunda dikkatleri daha çabuk dağılıp, baş ağrısı ve yorgunluk gibi sağlık sorunları ile karşılaşılabilmektedir. Aynı zamanda ağır bir öğünün ardından kan şekerinde oluşabilecek hızlı yükselme ile birlikte de aynı sorunlar yaşanabilmektedir. Bu nedenle sürücülerin azar azar ve sık sık beslenmeleri önemlidir.
  4. Kan şekerini hızla yükselten ve hızlı düşüren besinler tercih edilmemeli, basit karbonhidrat olan saf şeker ve şekerli besinler yerine kuru üzüm, erik ya da A ve C vitaminlerinden zengin ve evde hazırlanarak paketlenmiş taze meyve ve sebzeler tercih edilmelidir.
  5. Yolculuklarda sindirim sistemi rahatsızlıklarına ve gıda zehirlenmelerine maruz kalınmaması için yemek yeme amaçlı güvenilir yerlerin tercih edilmesi ve açıkta satılan yiyeceklerin kesinlikle tüketilmemesi gerekmektedir. Mümkünse yolculuk sırasında evde hazırlanarak paketlenen yiyeceklerin tüketimi tercih edilmelidir.
  6. Yolculuk sırasında dinlenme tesislerinde tüketim sıklığı az olan bazı gıdaların son kullanma tarihleri ile Tarım ve Köy işleri Bakanlığından izinli olup olmadığına dikkat edilmesi de önemlidir.
  7. Yemek yenilen yerlerin, kullanılan tabak, çatal, kaşık vb. nin temiz olmasına özen gösterilmeli, dinlenme yerlerinde mutlaka yemek yenilecek ise tavuk, balık gibi et yemekleri yerine pişmiş sebze yemekleri tercih edilmelidir. Çiğ sebze ve salataların tüketiminden kaçınılmalıdır.
  8. Sıcaklıkların etkisiyle artan terle birlikte su ve mineral kaybının önlenmesi için yeterli sıvı alımı önemlidir. Sıvı alımı amacıyla her gün en az 2-2.5 litre (12-14 su bardağı) su içilmeli, sıvı alımının karşılanmasında aşırı kahve, çay tüketiminden kaçınılmalı, gazlı içecekler yerine taze sıkılmış meyve suları, kuşburnu, ıhlamur gibi bitki çayları tercih edilmelidir.

23 Haziran 2014 Pazartesi

MORPİD OBEZİTE (AŞIRI ŞİŞMANLIK)

Morbid Obezite (Aşırı Şişmanlık)
Vücut kitle endeksinin 40'ın üzerine çıktığı duruma morbid obezite denir. Morbid obezite metabolik hastalıklar grubunda kabül edilen bir hastalıktır.  Kişi, metabolizma ve fiziksel aktivite ile harcadığı enerjiden çok daha fazla yağ miktarı depoluyorsa, vücutta toplanan ve atılamayan bu yağ miktarı zamanla obeziteye sebebiyet verir. Obezite, kişinin ağırlığının boyuna oranla beklenen kilodan %20 daha fazlasına sahip olması demektir. Eğer kişinin ağırlık oranı beklenenden %60 fazla ise bu morbid obeziteye ve bunun sonucu olarak ciddi fiziksel ve psikolojik sorunlara sebebiyet verebilir.  MORPİD OBEZİTE (AŞIRI ŞİŞMANLIK)

Morbid Obezite İle İlişkili Hastalıklar 
Morbid obezite ile ilişkili hastalıklar arasında; koroner arter hastalığı, tip 2 diabet, hipertansiyon, kalp hastalığı, safra kesesi taşı, osteoartrit, göğüs ve kolon kanseri gibi bazı kanserler, serebral vasküler atak, uyku apnesi, hipoventilasyon sendromu, respiratuar bozukluklar, gastroözafagial reflü, depresyon, infertilite, idrar inkontinansı ve polikistik over sayılabilir.

Morbid obez kişilerde riski artan diğer hastalıklar şu şekildedir;
- Damarlara bağlı hastalıklar,
- Kanser,
- Şeker hastalığı,
- Solunum problemleri,
- İskelet ve kas sistemi rahatsızlıkları v.b.